
Gün içinde sırf saat kaç diye telefonun ekranını açıp, ardından gelen bir bildirim seline kapılarak 45 dakika boyunca "Kuzey Kutbu'nda penguenler nasıl uyur?" videosu izleyen, sonra da telefonu kapatıp "E ben saate bakmayı unuttum!" diye çıldıran o modern insan ırkının şerefli birer üyesiyiz. Eskiden asansörde iki saniye yalnız kalınca karşı duvardaki aynaya bakar, saçımızı başımızı düzeltirdik. Şimdi asansörün kapısı kapanmadan telefon cebimizden fırlıyor. Sanki o 4 katlık dikey yolculukta dünyayı kurtaracak hayati bir e-posta alacakmışız gibi...
Modern dünyada çoğumuz farkında olmadan yeni ve çok sinsi bir bağımlılığın pençesindeyiz: Dijital Obezite.
Vücudumuz günde 8 öğün iskender yediğinde onu sindirmekte nasıl zorlanıyorsa; beynimiz de maruz kaldığı bu devasa bilgi akışını, Reels videolarını, bitmek bilmeyen grup mesajlarını ve Twitter kaoslarını sindiremiyor. Sonuç mu? Sabah yataktan 8 saat uyumamış gibi değil de, gece boyunca tır çarpmış gibi kalkmak, iki sayfa kitap okuyunca uykunun gelmesi ve hiçbir şeye yetişemiyormuşuz gibi hissettiren o kronik anksiyete!
Beyne "Aralıklı Oruç" Yaptırmak
Bu durumdan kurtulmak için teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak zorunda değiliz. Sadece zihinsel beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. İşte beyninize nefes aldıracak 3 küçük adım:
Unutmayın; en değerli varlığınız paranız değil, dikkat iflasınızdır. Bugün dikkatinizi kimlerin ve nelerin satın aldığını bir düşünün.
Zihninizi hafifletmeye bugün küçük bir adımla başlamaya ne dersiniz?
Gelin aşağıda dürüstçe bir günah çıkartalım! Siz hangi aşamadasınız?
hem digital hem gerçek obezlik bir birini tamamlıyor. benim cevap 3AAA plus platinyum :)